<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?><rdf:RDF xmlns="http://purl.org/rss/1.0/" xmlns:rdf="http://www.w3.org/1999/02/22-rdf-syntax-ns#" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
<channel rdf:about="http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/107">
<title>Eğitim Bilimleri</title>
<link>http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/107</link>
<description/>
<items>
<rdf:Seq>
<rdf:li rdf:resource="http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/12748"/>
<rdf:li rdf:resource="http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/12747"/>
<rdf:li rdf:resource="http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/12746"/>
<rdf:li rdf:resource="http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/12745"/>
</rdf:Seq>
</items>
<dc:date>2026-05-01T23:30:55Z</dc:date>
</channel>
<item rdf:about="http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/12748">
<title>The western Balkans in Turkish foreign policy in the post cold war period (1990-2021)</title>
<link>http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/12748</link>
<description>The western Balkans in Turkish foreign policy in the post cold war period (1990-2021)
Memedi, Deniz
This study seeks to examine the Turkish foreign policy in the Western Balkans from the &#13;
end of the Cold War until the present day (2021). Historically, the Balkan Peninsula has &#13;
been a region of crucial importance to the Ottoman Empire and, later on, to the modernera Turkey. In addition to the geostrategic importance of the Balkan Peninsula as the &#13;
only land corridor of Turkey to Europe, other factors such as security, economy, kinship &#13;
ties, and culture have played decisive role in the active engagement of Turkey in this &#13;
region. During the Cold War, the expansion of its foreign policy faced limitations as a &#13;
result of the bipolar nature of the international system. In this period, the foreign policy &#13;
of Turkey in the Balkan region mainly was passive and static. But, after 1990, a greater &#13;
space for Turkish active presence and engagement in the Balkan region was created with &#13;
the transformation of the international order and the transition from a bipolar to a &#13;
unipolar system led by the United States. In this context, the process of violent &#13;
disintegration of former Yugoslavia was the first serious test for the Turkish foreign &#13;
policy. However, Turkey through the diplomacy, participation in military and &#13;
peacekeeping missions and expression of care of refugees fleeing wars, has achieved to &#13;
be more engaged in the Western Balkans during 1990's. Meanwhile, the beginning of the &#13;
21st century marked a change in its domestic policy. The ruling coalitions of the 1990s &#13;
came to an end. From 2002 until today, Turkey is led by a single party, the Justice and &#13;
Development Party (JDP). Despite changes in domestic policy, Turkish foreign policy &#13;
under JDP continued with its active engagement in the Western Balkans during the first &#13;
two decades of the 21st century. In this framework, this PhD thesis will assess the &#13;
following question: “Is foreign policy of Turkey under the leadership of the JDP a &#13;
continuation of the active policy of the 1990s in the Western Balkans?” It concludes that &#13;
Turkish foreign policy in the Western Balkans marks a continuation of its active &#13;
engagement from the beginning of the post-Cold War period to the present day. This &#13;
means that, during this thirty-year period, Turkey has expanded its scope and taken an &#13;
active part in all major developments in the Western Balkans, thus abandoning the &#13;
policy of non-involvement in regional issues that was characteristic during the period of &#13;
Cold War.; Bu çalışma, Soğuk Savaş'ın sona ermesinden günümüze dek (2021) Türkiye'nin Batı Balkanlar'daki dış politikasını incelemeyi amaçlamaktadır. Tarihsel olarak Balkan Yarımadası, Osmanlı İmparatorluğu ve daha sonra modern Türkiye için hayati öneme sahip bir bölge olmuştur. Türkiye'nin Avrupa'ya tek kara koridoru olan Balkan Yarımadası'nın jeostratejik öneminin yanı sıra, Türkiye'nin bu bölgeye aktif katılımında güvenlik, ekonomi, akrabalık, kültür gibi faktörlerde belirleyici olmuştur. Soğuk Savaş döneminde uluslararası sistemin iki kutuplu yapısı gereği Türkiye, dış politikasını genişletme bağlamında kısıtlarla karşı karşıya kalmıştır. Bu dönemde Türkiye'nin Balkan bölgesindeki dış politikası büyük ölçüde pasif ve durağandı. 1990'dan sonra uluslararası sistemin dönüşümü ve iki kutuplu sistemden ABD'nin başını çektiği tek kutuplu sisteme geçilmesiyle birlikte ise Türkiye'nin Balkan bölgesinde varlık göstermesi ve etkinlik sağlaması için elverişli bir ortam ortaya çıkmıştır. Bu konjonktürde Türkiye'nin dış politikası için ilk ciddi sınav, Yugoslavya'nın şiddet yoluyla gerçekleşen dağılma süreci olmuştur. Aktif diplomasisi, askeri ve barışçıl koruma misyonlarına katılım ve savaşlardan kaçan mültecilere kucak açma politikasıyla Türkiye 1990'lı yıllarda Batı Balkanlar'daki gelişmelerde söz sahibi olmayı başarmıştır. Diğer yandan, 21.yüzyılın başlarında Türkiye'nin iç politikasında bir değişiklik olmuş ve 1990'ların koalisyonlar dönemi sona ererek, 2002'den bugüne dek Türkiye'yi tek parti iktidarı olarak Adalet ve Kalkınma Partisi (AKP) yönetmiştir. İç politikadaki değişikliklere rağmen, Türkiye'nin 1990’larda başlayan Batı Balkanlar'daki angajmanlarını 21.yüzyılın ilk yirmi yılında AKP yönetimi de sürdürmüştür. Bu çerçevede, bu doktora tezinin temel araştırma sorusu, AKP iktidarı döneminde Türkiye'nin Batı Balkanlar’a dönük dış politikası, 1990’lardan itibaren yürütülen aktif dış politikanın bir devamı mıdır? olacaktır. Tez, Türkiye'nin Batı Balkanlar'daki dış politikasının Soğuk Savaş sonrası dönemin başlangıcından günümüze kadar bir devamlılık arz ettiği sonucuna varmaktadır. Bu sonuç, son otuz yıllık dönemde, Türkiye'nin Batı Balkanlar'daki tüm önemli gelişmelerde aktif rol aldığı ve böylelikle Soğuk Savaş döneminde karakteristik olan bölgesel meselelere karışmama politikasından vazgeçtiği anlamına gelir.
Tez (Doktora) - Yıldız Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021
</description>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/12747">
<title>Türkiye ve Yunanistan arasındaki krizlerde lider algılamaları</title>
<link>http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/12747</link>
<description>Türkiye ve Yunanistan arasındaki krizlerde lider algılamaları
Gürsoy-Mahdy, Zehra
Bu tez çalışmasında, Türkiye ve Yunanistan arasındaki krizlerde 'lider algılamaları' analiz edilecektir. Yunanistan ve Türkiye arasında 14 kriz yaşanmış olup uyuşmazlık çerçevesinde hali hazırda çözümlenemeyen sorunlar mevcuttur. 14 kriz içerisinde liderler değişiklik göstermiş ve değişen liderler karşısında liderler analiz birimi olarak ele alınırken krizlerden ziyade hangi liderlerin hangi krizlerde karşı karşıya geldikleri üzerinden bir araştırma yapılmıştır. Zaman zaman yaşanan krizler sonucunda taraflar arasında dostça ilişkiler yeniden kurgulanmak istense de bu durumun süreklilik arz etmediği gözlemlenmiştir. Çatışmadan krize, krizden müzakerelere, müzakerelerden yine krizlere evrilen bir süreç içerisinde bu çalışmada lider algılamalarının nasıl geliştiği liderlerin operasyonel kodları üzerinden araştırılacaktır. Operasyonel kod analizi bu çalışmada sayısal veriler üzerinden değil de liderlerin söylemleri aracılığı ile gerçekleştirilmiştir. Liderlerin söylemlerinde ise genel olarak dönemin gazetelerinden yararlanılmıştır. Liderlerin temel değer ve önceliklerine yönelik algıladıkları risk tehdit ve tehlike durumları karşısında karşılaştıkları mevcut seçenekler arasından yaptıkları tercihler kriz sürecini nasıl yönettiklerini ortaya koymaktadır. Bu tercihleri yaparken liderler ulusal/uluslararası kamuoyunu, uluslararası sistemi göz önünde bulundururken aynı zamanda karşısındaki liderin de nasıl bir davranış geliştireceğini de değerlendirmektedir. Bu anlamda çalışmada neoklasik realizm bir yol gösterici olmuştur. Rakibin krizi tırmandırma olasılığı liderin caydırıcı ya da tetikleyici eylemlerde bulunması sırasında tüm bu koşullar göz önünde bulundurulurken en nihayetinde rakibin eylemleri doğrultusunda nihai karar verilmektedir. Çalışmanın temel hedefi siyasi sorumluluğu elinde bulunduran liderlerin hangi algı ile davranışlarını belirledikleri ve kriz yönetim süreçlerinde ulusal çıkarlarını savaşa varmadan asgari düzeyde koruyarak hareket edip etmediklerinin saptanmasıdır. Aynı zamanda çalışmanın her iki tarafın da liderlik analizine değinmesi nedeniyle ikili ilişkilerde liderlerin rolünün ne olduğu açısından literatüre önemli bir katkı sağlayacağı düşünülmektedir.
Tez (Doktora) - Yıldız Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021
</description>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/12746">
<title>Otherness in Turkish-Greek relations: Continuity and change in the political discourse (1996-1999)</title>
<link>http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/12746</link>
<description>Otherness in Turkish-Greek relations: Continuity and change in the political discourse (1996-1999)
Ayanoğlu, Betül
In the social sciences, especially in the field of Political Science and International Relations, following the 1990s, multidisciplinary trends that have accelerated interdisciplinary scientific studies have begun to be seen frequently. These multifaceted systematic approaches have gradually influenced the disciplines in terms of providing depth and a wide range of analysis to scientific studies. Thus, like in the other disciplines, the framework of IR has also expanded and the principle of choosing only the state apparatus or state-based formations as the unit of study has been abandoned. In this process, Constructivism, which constitutes the basis of this study, made a groundbreaking contribution in terms of providing a middle way to theoretical debates; It has added a third dimension to the mainstream theories that evaluate identities as given and permanent and that do not find them worth concrete scientific studies due to their lack of providing explanations by the analysis of material elements, and to post-modern theories that confine identity studies within its boundaries. In this dissertation, the speeches given by the members of the ruling and opposition parties in the Turkish and Greek Parliaments were investigated comparatively with the method of interpretive discourse analysis. This study reveals the importance of intangible elements at least as much as the tangible elements, in Turkish-Greek relations, which play a crucial role in the perception, interpretation, and making decisions about political developments. Empirical findings based on the study of 3 different political developments (involving the state of war, conflict, and peace, respectively) that took place between the two countries within the years of 1996-1999 are as follows: Firstly, discourses are more effective than actions in the construction of national identity. Accordingly, discourses and narratives are decisive in the establishment and spread of social realities. Secondly, the self and other mutually and continually build each other, but it takes time to notice a continuity or change in the patterns of construction. Thirdly, nationalism and religion are influential in the strong marginalization used in the separation of peoples who have lived fused for centuries. Fourthly, two basic justifications are made so that othering can be adopted by all segments of society: Finding a legal basis and / or creating a historical background. As a result of employing interpretive discourse analysis, this study attempts to examine the main elements of self/other constructions, and whether there is a continuity or change in the identity approaches of the parties towards each other and the reasons for which the existing changes occurred are envisaged.; Sosyal bilimlerde, bilhassa Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler alanında, 1990’lı&#13;
yıllardan başlayarak, disiplinler arası bilimsel çalışmalara hız kazandıran&#13;
multidisipliner eğilimler sıkça görülmeye başlanmıştır. Bu çok yönlü sistematik&#13;
yaklaşımlar bilimsel çalışmalara derinlik ve geniş bir analiz sahası sunması&#13;
bakımından bilim dallarını giderek etkisi altına almıştır. Böylece diğer bilim dallarında&#13;
da olduğu gibi Uİ’nin de çerçevesi genişlemiş ve çalışma birimi olarak sadece devlet&#13;
aygıtının veya devlet temelli oluşumların seçilmesi ilkesi terk edilmiştir. Bu süreçte&#13;
bu çalışmanın da temel dayanağını teşkil eden İnşaacılık, kuramsal tartışmalara bir&#13;
orta yol sunması bakımından çığır açıcı katkı sağlamıştır; kimlikleri verili ve değişmez&#13;
olarak değerlendiren ve maddi unsurların analizi ile açıklanamamaları nedeniyle&#13;
somut bilimsel çalışmaya uygun bulmayan ana akım teoriler ile kimlik çalışmalarını&#13;
post-modern teorilerin sınırları içine hapseden yaklaşımlara üçüncü bir boyut&#13;
kazandırmıştır.&#13;
Bu doktora tezinde yorumsamacı söylem analizi metodu ile Türk ve Yunan&#13;
Parlamentolarında iktidar ve muhalefet partilerinin üyeleri tarafından gerçekleştirilen&#13;
konuşmalar karşılaştırmalı bir şekilde incelenmiştir. Çalışma, Türkiye-Yunanistan&#13;
ilişkilerine en az somut unsurlar kadar etki eden soyut unsurların siyasi olayların&#13;
algılanması, yorumlanması ve karara bağlanması açısından önemini ortaya&#13;
koymaktadır. 1996-1999 yılları arasında iki ülke arasında vuku bulan 3 farklı siyasi&#13;
gelişmenin (sırasıyla savaş, çatışma ve barış hallerinin) incelenmesine dayalı ampirik&#13;
bulgular şu şekilde sıralanabilir: Birincisi, milli kimlik inşasında eylemlerden daha&#13;
fazla söylemler etkili olmaktadır. Buna göre, sosyal gerçekliklerin tesisinde ve&#13;
topluma yayılmasında söylemler ve anlatılar belirleyicidir. İkincisi, biz ve öteki,&#13;
karşılıklı olarak, sürekli birbirlerini inşa ederler ancak bu inşanın süreklilik ve&#13;
değişiklik gösteren dizgelerinin fark edilmesi zaman alır. Üçüncüsü, yüzyıllarca&#13;
kaynaşık bir şekilde yaşamış halkların ayrıştırılmasında kullanılan güçlü&#13;
ötekileştirmelerde milliyetçilik ve din etkilidir. Dördüncüsü, bir ötekileştirmenin&#13;
toplumun bütün kesimleri tarafından benimsenebilmesi için iki temel gerekçelendirme&#13;
yapılmaktadır: Hukuki dayanak bulmak ve/ya tarihsel arka plan oluşturmak. Bu&#13;
çalışmada, yorumsamacı söylem analizi sonucunda biz/öteki inşasının temel unsurları&#13;
ve tarafların birbirlerine yönelik kimliksel yaklaşımlarında bir devamlılık veya&#13;
değişim olup olmadığı ve var olan değişimlerin hangi sebeplerle ortaya çıktığı ele&#13;
alınmıştır.
Tez (Doktora) - Yıldız Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2020
</description>
<dc:date>2020-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
<item rdf:about="http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/12745">
<title>Türkiye’de tüketim kültürü ve yurttaşlık</title>
<link>http://dspace.yildiz.edu.tr/xmlui/handle/1/12745</link>
<description>Türkiye’de tüketim kültürü ve yurttaşlık
Akoğlan-Kılıç, Nermin
Tüketim kültürü olgusu, kapitalizmin tarihsel gelişimi içerisinde, yapısal &#13;
dönüşümleri ve üretim tarzındaki gelişmeler sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu &#13;
çalışmanın ana sorunsalı, kapitalist üretimdeki gelişmelere bağlı olarak ortaya çıkan &#13;
ve şekillenen, İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde ABD’den dünyaya yayılan &#13;
tüketim kültürünün Türkiye’deki gelişimi sürecinde siyasi iktidarın ne şekilde ve &#13;
nasıl bir rol oynadığıdır. Bu bağlamda Türkiye’de tüketim kültürünün gelişimi &#13;
sürecinde siyasi iktidarın rolünün 1950’li yıllara odaklanan bir incelemeyle ortaya &#13;
konulması amaçlanmaktadır. Tüketim kültürünün yayılabilmesinin temel şartlarını &#13;
geniş bir pazarın yaratılması ve tüketimcilik niteliklerine sahip tüketici kitlenin &#13;
varlığı oluşturmaktadır. Çalışmanın perspektifi hem Türkiye’deki sosyo-politik &#13;
duruma hem de uluslararası kapitalist sistemin İkinci Dünya Savaşı sonrası &#13;
aşamasına odaklanmaktadır. Türkiye’de tüketim kültürünün gelişimini çok boyutlu &#13;
uluslararası etkileşimler, takip edilen iktisat politikaları ve bunlara eşlik eden hakim &#13;
söylem belirlemiştir. Bu çerçevede çalışma Türkiye’de tüketim kültürünün gelişme &#13;
sürecindeki iç ve dış politik etkenleri bir arada okumasının yanında söylemlerin &#13;
incelenmesiyle fikir odaklı bir analiz sunmaktadır. Çalışmada öncelikle tüketim &#13;
kültürü ve tüketimciliğe dair kavramsal çerçeve sunulmuş, kuramsal yaklaşımlara yer &#13;
verilmiş ve tüketim kültürünün gelişiminin tarihsel bağlamı ortaya konulmuştur. &#13;
Türkiye’de tüketim kültürünün gelişimi modernleşme ve kapitalistleşme sürecine &#13;
paralel bir süreç olarak değerlendirilmiştir. İkinci Dünya Savaşı sonrası dönemde &#13;
Amerikan hegemonyasının ABD'nin ilişki kurduğu ülkelerde modernleşme ve &#13;
kalkınma anlayışlarının şekillenmesinde belirleyici olması bağlamında ABD ile &#13;
ilişkilerin seyrine yer verilmiştir. Çalışmada önerilen kuramsal çerçeveye göre, siyasi &#13;
iktidarın modern yurttaş anlayışı tüketim kültürünün gelişimindeki rolünü ortaya &#13;
koymakta çözümleyici bir araç işlevi görmektedir. Bu bağlamda Demokrat Parti &#13;
(DP) döneminde modernleşme ve kalkınmaya dair egemen söylemde içerilen ideal &#13;
modern yurttaş anlayışına dair somut veriler sunduğu düşüncesinden hareketle &#13;
Adnan Menderes’in konuşmaları incelenmiştir. Menderes’in kalkınma, refah ve &#13;
medeniyete tüketim artışı ile ulaşılacağına ve yurttaşların hayat standartlarının &#13;
yükseltilmesine dair konuşmalarında somutlaşan yönlendirici nitelikteki &#13;
söylemlerinin tüketim kültürüne katılımı destekleyici unsurlar içerdiği görülmüştür.
Tez (Doktora) - Yıldız Teknik Üniversitesi, Sosyal Bilimler Enstitüsü, 2021
</description>
<dc:date>2021-01-01T00:00:00Z</dc:date>
</item>
</rdf:RDF>
